|
Oriflame Kozmetikwrote:
oriflame kozmetikle hayata devam edinmek isteyenler geç kalmış sayılmazsın!!.
June 28
|
|
|
dursun güvenwrote:
Kendi işini kurmak istiyor musun?
Sıfır risk minimum mailyet Sınırsız kazanç %100 Yerli sermaeye DÜNYADA EN KAZAÇLI MARKETİNG SİSTEM EROL MARKETİNG SİSTEM'e HOŞGELDİNİZ... Üye olmak Yada Bilgi Almak için Aşağıdaki Linke TIKLATIN http://www.erolmarketing.org/ref.aspx?rcn=2287
June 27
|
|
|
Eyup Altunsoywrote:
GENÇLİĞE HİTABE
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! Şuurunda bir gençlik... Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hâkimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını da, Allahın Kur’an’ında bel hum adal dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde planında kurtardıktan sonra ruh planında helak edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik... Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak Mukaddes emaneti ne yaptınız? Diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik... Dininin, dilinin, beynin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik Halka değil Hakk’ ka inanan, meclisinin duvarında Hâkimiyet HAKK’ kındır düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti HAKK’ ka kölelikte Bulan bir gençlik... Emekçiye benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, Zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine Hakk’ı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! Kapitaliste ise: ALLAH buyruğunu ve Resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ihtiharını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik... Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşu arayan... Batı adamının bulamadığını, Türkün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta Batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin İslam’da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslam âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik... Kim var? Diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ’ Ben varım! ‘ cevabını verici, her ferdi’ Benim olmadığım yerde kimse yoktur! ‘ duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik... Can taşıma liyakatini, canların canı uğruna can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik... Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik... Bu gün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, müzahrefat kanalı sokağı, fuhuş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik... Annesi, babası, ninesi, dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara; siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız bu hallerden hiç biri başınıza gelmezdi! Diyecek ve gerçek Müslümanlığın ne idiğünü ve nasılını gösterecek bir gençlik... Tek cümleyle Allah’ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, ondan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye layık görecek bir gençlik... Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrim baz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevi babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymandır. Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes! Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es! Allah’ın selamı üzerine olsun! Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek SAKARYA TÜRKÜSÜ İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek
May 27
|
|
|
ali sönmezwrote:
...VAR YA !..
************************* ANMAK FARZDIR HERGÜN SENİ BANA ARKADAŞ OLSAYDIN HİÇ SİLMEZDİM İNAN SENİ KİPRİĞİMDE YAŞ OLASAYDIN.. SANA AKAN BİR IRMAKTIM PEŞİNE ÖMRÜMÜ TAKTIM TOPRAK OLSAN KOŞACAKTIM MEZARIMA TAŞ OLSAYDIN.. HER GÜNAHA KATLANIRDIM HER YALANA İNANIRDIM YALNIZ SENİ TANIRDIM BENİMLE SIRDAŞ OLSAYDIN.. KİMİ SAĞDAN KİMİ SOLDAN İNSANLARDAN AYRI YOLDAN GİDERDİM DÖNÜP BAKMADAN YOLUMA YOLDAŞ OLSAYDIN.. NE AHUYA, NE GÜZELE VERMEZDİM GÖNLÜMÜ ELE KÖR OLURDUM BİLE BİLE KİPRİĞİME KAŞ OLSAYDIN. ALİ SÖNMEZ
Apr. 22
|
|
|
Ali osman demirwrote:
Dosta Aşık Oldum.
Bir kalbim var kenarlar ile dolu, Her bir kenarında kainatın mayası (sevgi) dolu, O kenarlarda yitik bir sevda yatıyor,adı dostluk yolu (Manası bilinse) dostluğun,bu yol da muhabbetullah yolu. Aşkın tekelinde değil kalbimdeki sevgi, Gıdasız kalır mı dostluk,bırakılır mı boynu eğri, Düne kadar yitikti,bulamadı dostluk sahibini, (Ne yazık ki) alamamış bu mayadan nasibini. Yalnız değilsin ‘ dostluk ‘ ben varım… Kadrini biliyorum senin,sertacım yaparım, Uhde kaldı içimde, Varislerinden olmak istiyorum Mecnun’un, Senin sevginle de yolcusuyum ey dostluk, baki Mahbubun. Leyla mıydı çöllere düşüren,dolaştıran diyar diyar ? Sonunda bulmuştu Mecnun,baki bir Yar. Seranatıydı İlahi Aşk’a ibadeti O gitti artık dar-ı ukbaya,diyarı Aşk’ına… Dostluğum onun mirası, dostluklar onun veraseti…
Apr. 11
|